Saturday, March 11, 2017

"Mavi Kuş"....

"Uyuyan Güzel" de "Mavi Kuş"u izlemek hüzün veriyor ama dayanabiliyorum.  Ancak hala Neriman Bale Kursu resitallerinde bulunamıyorum.

Son izlediğim bale gösterisi sırasında bir an yanımdaki koltukta seni görürüm diye başımı çevirip baktım.

Mutlu olduğundan, Allah'ın şefaatine mazhar olduğundan eminim..

Sunday, April 24, 2016

Candan Ödül Bayraktar anısına düzenlenen "Çocuk Gözüyle Bale" resim yarışmasının bu yıl onuncusunu 23 Nisan 2016 günü Podyum Davet / Bursa'da yaptık.  Derece alan resimler ve bale gösterisinden bir an aşağıdadır.  /  We had the tenth Candan Ödül Bayraktar "Ballet in the Eye of the Child" Art Competition on 23 April 2016 at Podyum Davet / Bursa.  The prize winners and an image from the ballet show are below.   






23.04.2016: 10. Candan Ödül Bayraktar anısına "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması eş birincisi Eslem Arıcı ve resmi)... / First prize co-winner Eslem Arıcı and her picture.  
23.04.2016: 10. Candan Ödül Bayraktar anısına "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması eş birincisi (Defne Sevilmiş)  / First prize co-winner (Defne Sevilmiş)
23.04.2016: 10. Candan Ödül Bayraktar anısına "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması eş ikincisi (Ceylin Çavuşoğlu)  /  Secon prize co-winner (Ceylin Çavuşoğlu)





23.04.2016: 10. Candan Ödül Bayraktar anısına "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması eş ikincisi (Osman Baki Doğan)  / Second prize co-winner (Osman Baki Doğan)


23.04.2016: 10. Candan Ödül Bayraktar anısına "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması eş üçüncüsü (Nur Ahmetoğlu)  /  Third prize co-winner (Nur Ahmetoğlu)

23.04.2016: 10. Candan Ödül Bayraktar anısına "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması eş üçüncüsü (Deniz Tarım)  /  Third prize co-winner (Deniz Tarım)
23.04.2016: 10. Candan Ödül Bayraktar anısına "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması bale gösterisinde balerinlerle birlikte balet Altan Uçar. /  A ballet scene from the Art Competiiton with Altan Uçar in the foreground 

Friday, March 11, 2016

Candan Ödül Bayraktar - Biyografi (Biography)

Eksikliğini hissettiğim biyografiyi ölüm yıldönümünde yayınlıyorum.
(I publish the lacking biography on the anniversary of her passing.)

CANDAN ÖDÜL BAYRAKTAR - BİYOGRAFİ

25 Temmuz 1985 günü Ankara’da dünyaya geldi.  1988 yılında piyanoya, 1989 yılında Neriman Bale Okulu’nda (Bursa) baleye başladı; bu etkinliklerini yaşamı boyunca sürdürdü.  Küçük yaştan itibaren kayak, binicilik ve atletizm yaptı.  Bir ara karate ile de ilgilendi, siyah kuşağa kadar yükseldi.  1991-1996 aralığında Özel İnal Ertekin İlkokulu’nda (Bursa) eğitim gördü.  1996 yılında CISV kanalıyla Finlandiya’da yaz kampına katıldı.  Ardından Koç Özel Lisesi’ne (İstanbul) yatılı olarak girdi ve 2003 yılında şeref öğrencisi olarak uluslararası ”bakalorya” diplomasıyla orta öğrenimini tamamladı.  1999’da antrenmansız çıktığı 1500 m koşusunda İstanbul ikincisi oldu.  Bu arada Neriman Bale Okulu’nun ilk ve orta bölümlerini pekiyi dereceyle bitirdi; bir yıl erken girdiği orta bölüm bitirme sınavında profesyonellerin bile zor ulaştığı otuzu aşkın fouetté  serisini sınav heyetinin otuzsekizincide durdurmasıyla sonlandırdı.  Çok sayıda bale resitali (Fransız Dansı – Fındıkkıran, Küçük Kuğuların Dansı – Kuğu Gölü, Pas de Deux - Les Sylphides), dans gösterisi, piyano konseri ve solo vokal müzik etkinliğinde yer aldı.  2000 yılında liderliğini yaptığı Koç Özel Lisesi dans ekibiyle Liselerarası Modern Halk Dansları yarışmasında “Sirtaki” sergileyerek Türkiye üçüncülüğü elde etti.  Çek Cumhuriyeti’nde yapılan folklor festivaline okul dans grubunun lideri olarak katıldı.  Lisede “Talent Show” birincilikleri aldı.  2001 ve 2002 ’de ABD’de yaz okullarına gitti.  2003 yılında burslu olarak Connecticut College’de (New London, CT - ABD) Biyokimya ve Dans çift ana dal eğitimine başladı.  Her ikisinde de birinci sınıfı yüksek başarıyla tamamladı.  2004 yılında ortaya çıkan hastalığı önce iyileşmiş göründü, ancak tekrarlayınca tedavilere yanıt vermedi.  Hasta olmasına karşın ABD dans etkinliğinde üniversite dans ekibiyle gösteri yaptı.  11 Mart 2006 tarihinde Ankara’da vefat etti.

       BIOGRAPHY - CANDAN ÖDÜL BAYRAKTAR


She was born in Ankara on 25 July 1985.  She took up the piano in 1988 and ballet at Neriman Ballet School (Bursa) in 1989, and kept up with both for life.  Skiing, horse riding, athletics, and karate (a black belt) had been among her sportive activities since childhood.  She went to Özel İnal Ertekin Primary School (Bursa) from 1991 to 1996.  She attended a summer camp organized by CISV in Finland in 1996.  Then came her secondary education as boarding student at Koç Özel Lisesi (İstanbul); in 2003 she graduated with honours with an international baccalaureate diploma.  Without prior training she was the runner-up in a 1500-m race among İstanbul schools in 1999.  In the meantime she finished the primary and the secondary ballet schools in succession with outstanding success; her endless series of fouetté s was terminated at the thirty-eighth (a number that even professionals can hardly reach) by the committee of the secondary school exam that she took one year early.  She took part in several ballet recitals (French Dance – The Nutcracker, Dance of the Cygnets – Swan Lake, Pas de Deux - Les Sylphides), dance performances, piano concerts, and vocal music activities.  She won the third prize with “Sirtaki” as leader of the dance group of Koç Özel Lisesi in the nationwide High Schools Modern Folk Dancing Competition in 2000.  That was followed by participation in the folk festival in Czech Republic again as leader of the dance group.  She won top prizes in talent shows at high school.  She went to summer schools in the USA in 2001 and 2002, then won a scholarship and started Connecticut College (New London, CT - USA) in 2003 to do a Biochemistry and Dance double major.  Having completed the freshman year with high success, she contracted Hodgkin’s disease.  It seemed to have gone at first but relapsed and did not respond to treatment.  Despite her condition she danced with the college dance team in an activity in the USA.  She passed away in Ankara on 11 March 2006. 

Tuesday, April 21, 2015

Dokuzuncu Candan Ödül Bayraktar "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması (The 9th Candan Ödül Bayraktar "Ballet in the Eye of the Child" Art Competition)

Candan'ım, adına düzenlenen "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması bu yıl da gayet güzel geçti.  Yukarıdan aşağıya doğru birinci, ikinci, üçüncü resimler ve mansiyon alan üç resim:

(Dear Candan, this year's "Ballet in the Eye of the Child" Art Competition, held in your memory, was again quite good.  Below are the first, second, and third prize works, and the three honourable mention winners:)    





Ödül alanlar, Neriman Bekiroğlu, jüri üyeleri ve Canan:

(The prize winners, Neriman Bekiroğlu, and Canan:)



Mini bale gösterisi fotoğraflarından bir seçki:

(A selection from the ballet show photographs:)





Friday, July 04, 2014

Sevgili Kızım,


Hatıra Ormanı'nın çamları maaşallah iyi gidiyor.  210 cm'e erişenler var.  İkisi kozalak bile vermiş; ilk kez gördüm.  Birinin fotoğrafını iliştiriyorum.


---------------------------------------------


Dear Daughter,


The pines of your Memorial Grove are doing fine, thank God.  Some have reached 210 cm.  I saw two with cones for the first time.  The photo of one is attached. 
  

Thursday, April 24, 2014

8. Candan Ödül Bayraktar "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması / The 8th Candan Ödül Bayraktar "Ballet in the Eye of the Child" Art Competition

Sevgili Kızım,

Klasik sözdür, "Hepsi birbirinden güzel."  Gelgelelim ille bir seçim yapılır.

İşte bu yılın birincisi Cansu Bahtiyar'ın resmi...  Balenin renkleri ve sahne düzeni güzel yansıtılmış ha, ne dersin?

Dear Daughter,

There goes the classic saying "Every one is more beautiful than every one else."  Nevertheless a rating is made inevitably.

Here is this year's winner by Cansu Bahtiyar.  The colours and the stage set-up of ballet are reflected nicely, are they not, what do you think? 



Ve ikinci Hasan Erkam Ekşi'nin resmi...  Çobanın düşlemesi ilginç...

... and the runner-up by Hasan Erkam Ekşi...  Interesting imagination of the shepherd indeed...



Üçüncü resim ise Ömer Çınar Yazıcı'dan...  Bu yıl babanın hemcinslerinden iki resim var ilk üçte...  Burada ben "macabre" bir tarz görüyorum ve bir gün sanatçısıyla görüşmek isterim.

The third place went to Ömer Çınar Yazıcı.  This year your father's gender has won two of the top three prizes.  Here I see a "macabre" style and would like to have a word with the artist some day.



Ve izleyen küçük bale gösterisinden bir alıntı...  Balet, dostum korno sanatçısı Şahin Uçar'ın büyük oğlu Timur...  Balerinler arasında pek sevdiğin ve sevdiğim göz doktoru Meftun Alican'ın kızı da var.

... and an excerpt from the succeeding ballet performance...  The dancer is Timur, the eldest son of my hornist friend Şahin Uçar.  Among the ballerinas is the daughter of your and my beloved ophthalmologist Meftun Alican.


Tuesday, April 22, 2014

Sekizinci Candan Ödül Bayraktar "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması / The 8th Candan Ödül Bayraktar "Ballet in the Eye of the Child" Art Competition

Ey Sevgili, bu yılın "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması da geride kaldı, ağırlığı üzerimde duruyor.  Duyumsamalarımın yoğunluğunu sen biliyorsun.  En zoru da ifade edememek...  Bir yıl önceden temaslarını yaptığım yabancı resim katkılarının gelmemiş olması yürek sızısına düş kırıklığını ekledi.  Sanırım sen verdin geceyle baş edebilme gücünü...  Sensiz anlamım yok.

Dear Sweetheart, this year's "Ballet in the Eye of the Child" Art Competition has gone by; its weight remains on me.  You know the intensity of my feelings.  The most difficult thing is not to be able to express them.  The foreign contributions for which I made contacts a year in advance have failed to arrive; that has added disappointment to the heartache.  I suppose it was you that provided the power to cope.  I am meaningless without you.

Tuesday, March 11, 2014

Sevgili Yavrum,

Sekiz yıl önce bugündü.

Hava üç gündür matemini tutuyor, biriktirdiği gözyaşlarını dinmeksizin bırakmakta.

Sensiz dünyanın tadı yok.

Babacık
-----

Dear Daughter,

It was eight years ago to the day.

The skies have been mourning for three days, shedding saved tears incessantly.

The world is tasteless without you. 

Daddy

Wednesday, June 12, 2013

Öğrencim Ercan Şener'in e-postası (to be translated later)

Anadolu Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü MLZ 403 "Processing of Polymers" dersi öğrencisi Ercan Şener'in 12.06.2013 tarihli e-postasını bir soyadı düzeltmesiyle alıyorum.  Sağ ol Ercan, beni pek mutlu ettin.

"Hocam,

Öncelikle işinize verdiğiniz özen konusunda gerçekten size ben bölüm arkadaşlarımla beraber hayran olduğumuzu belirtmek isterim. Sisteme düştüğünüz mesajda final sınavında beklediğimiz notu not sistemini değerlendirmeniz için mail atmamızı istemişsiniz. Sınavdan sonra kontrol ettiğimde ben 92 civarında not bekliyorum ama bu nota ulaşmamda siz ve sizin bize verdiğiniz değer birinci sırada etkili oldu;
Hocam acınızı hatırlatmak istemem ama sizin mail adresinize ulaşmak isterken google a isminizi yazdığımda beni derinden etkileyen bir gerçekle karşılaştım. Çıkan bir haberde yaşadığınız o büyük acıyı okudum.Şaşırdım ve daha sonrasında kızınız Candan Ödül Bayraktar'ın blog sayfasına ulaştım. Sayfayı okuduğumda hayatta üzüldüğüm şeylerin ne kadar da basit şeyler olduğunu farkettim. Gerçekten mükemmel bir kız yetiştirmişsiniz. Kaybınızdan sonra onun anısına düzenlenen yarışmalar olsun, hatıra ormanı olsun, orda yazılan her olay beni gerçekten derinden etkiledi. Ben de bir öğretmen çocuğu olarak insan yetiştirmenin çok kutsal bir görev olduğunu düşünüyorum. Hocam, notumdan da anlaşılacağı gibi birazcık bozuk bir psikolojimin üzerine öğrendiğim bu olayda yaşadığım acıların boyutunu sorgulayıp, sizi ve sizin işinize ve insanlara verdiğiniz değeri gördükçe dersinizde elimden geldiğince çaba göstermeye gayret edindim ve bi şekilde notlarımı yükselttim.Bu maili size teşekkür etmek için gönderiyorum.
Acınızıhatırlatarak sizi üzmek istemedim. Herşey için teşekkürler..
ErcanŞENER
+90 554 384 20 26
Anadolu University
Materials Science and Engineering Department
Eskişehir/TURKEY"

Monday, April 29, 2013

7. Candan Ödül Bayraktar Çocuk Gözüyle Bale Resim Yarışması (The 7th Candan Ödül Bayraktar "Ballet in the Eye of the Child" Art Competition)

Sevgili Kızım,

Adına her yıl düzenlenen "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması'nın yedincisini 29 Nisan 2013'de Pembe Çarşı'da yaptık.  Her zamanki gibi resimler güzel, danslar güzeldi.  Sen de oradaydın, değil mi?

Yukarıdan aşağıya 1., 2., ve 3. ödülleri alan resimleri aktarıyorum.  Dondurma üzerinde, nilüferler üzerinde ve deniz altında balerin düşünceleri pek ilginç. 

-------

Dear Daughter,

We had the seventh of the annual "Ballet in the Eye of the Child" Art Competition on 29 April 2013 at Pembe Çarşı.  The pictures were beautiful as always; so were the dances.  You were there, too, weren't you?   

I upload the 1st, 2nd, and the 3rd prize winners from top to bottom respectively.  The concepts of ballerinas on top of ice cream, on water lilies, and under the sea are quite remarkable.  





 

Sunday, April 28, 2013

2012 "Çocuk Gözüyle Bale" Resim Yarışması... (The "Ballet in the Eye of the Child" Art Competition of 2012)

Blogger'da çözemediğim bir sorundan ötürü 2012 yılının ödüllü resimlerini yükleyemedim.  Bugün yapabiliyorum.  Üstten alta doğru birinci, ikinci ve üçüncü resimler görülüyor.

I could not upload the prize-winning pictures of 2012 because of a problem in the Blogger.  I managed to do it today.  Seen from top to bottom are the first, the second, and the third pictures.

Monday, March 11, 2013

Here we are again on March 11. Six years ago now, just two days after my own birthday, I lost a girl that both myself and my son loved deeply: our Candan. Today again, in her memory a candle is burning on my kitchen table. We all grow older, but next to the candle is a picture of a radiant young woman who never grows old. I am thinking of you today, sweetheart, and carrying you in my heart forever.

XOXO,
Jill

Wednesday, November 07, 2012

Bugün rastlantı eseri "Ekşi Sözlük"te Candan'la ilgili birkaç kelam gördüm.  Alıntı yapıyorum. 


  1. koç özel lisesi 2003 mezunlarından dünya tatlısı bir kız.. idi. 11 mart cumartesi günü vefat ederek kötü şeylerin her zaman iyi insanların başına geldiğini kanıtladı. mekanın cennet olsun..
    (cipiro, 16.03.2006 02:00)
    1. adı gibi ve hayat dolu bir insandı; tum yakınlarına allah sabır versin, mekanı cennet olsun.
    2. (lupus, 16.03.2006 02:05)
    1. küçüklüğümde kapı komşum olan ,bursa'nın balerini,birlikte ulucami'nin avlusunda el yapımı bileklik satmaya çalıştığım ufak tefek kız... seni hiç unutmayacağım mekanın cennet olsun
      (sorrowbringer, 25.03.2006 00:55)

    Wednesday, July 25, 2012

    Yirmiyedinci doğum günün...

    Sevgili Kızım,

    Bugün yirmiyedinci yaşını tamamladın.  Doğum odasından çıktığında bana bakan gözlerin gözümün önünde.  Seni her geçen gün daha çok özlüyorum.

    Sunday, March 11, 2012

    Jill Pellarin's e-mail...

    Jill Pellarin is one of the few people who really feel about Candan's loss deeply. Below is her message of today:

    Hi Kilicaslan,

    Another year has come and gone, and it is March 11 again. Last night the clocks were set back, and so this morning when I woke, the world was still dark, and that seemed fitting. Six years now since our Candan left this world way too early. The whole week leading up to this day is one of sadness for me, year after year.

    And each year, I fervently wish that for you the pain of losing your dear daughter will have abated somewhat and that you will find a little more happiness in your life, Kilicaslan. So I am writing today once again to let you know that you will never be alone with that pain on this day, that you can count on the fact that across the world, I will be taking Candan's picture from my bedroom and placing it on the dining room table, I will be lighting a candle for her and remembering her with love, and I will be with you in spirit as I send out my best wishes to you.

    Your friend,

    Jill

    Wednesday, April 27, 2011




























































    Sevgili Yavrum,

    Sayın Nihal Neriman Bekiroğlu’nun adına düzenlediği “Çocuk Gözüyle Bale” Resim Yarışması’nın 23 Nisan 2011’de beşincisini yaptık. Neriman Hanım’ın emekleri sayesinde bu gelenek sürüyor; yaşatmak için de elimizden geleni yapacağız. Yine güzel resimler sergilendi, bale gösterileri yapıldı. Öncekilerin fotoğraflarına erişememiş, blog sitene aktaramamıştım; ne mutlu ki ilk yarışmadan bu yana tüm birincilerin yapıtları sergilendi ve fotoğraflarını alma şansım oldu. Hepsini yayınlıyorum. (Yukarıdan aşağıya Bale Gösterisi, 2007-2008-2009-2011 Birincisi ressamlar, 2011 Birincisi Resim, 2010 Birincisi Resim, 2009 Birincisi Resim, 2008 Birincisi Resim, 2007 Birincisi Resim)

    Sen 23 Nisan’ları çok severdin, hatta artık iyice büyüyüp neredeyse genç kız olduğunda artık 23 Nisan hediyesi olmaması seni üzmüştü.

    Törenden önce yanına geldim. Yokluğunun (ya da “farklı bir boyutta varlığının” demek daha doğru herhalde) acısı azalmıyor. İnşaallah mutlusundur. Dünyada daha güzel günler görebilmeni isterdim.

    -------------------------

    My Dearest,

    We had the 5th Annual “Ballet in the Eye of the Child” Art Competition organized by Ms. Nihal Neriman Bekiroğlu on 23 April 2011. This tradition prevails thanks to Ms. Bekiroğlu’s efforts; we shall all do our best to keep it alive. Again beautiful works were displayed, ballet shows were staged. Having been unable to get hold of the photographs of the previous Competitions, I could not transfer them to your blog site; how fortunate it is that all the previous first prize winners were displayed this year and I had the chance to photograph them. I am publishing them all. (From top to bottom: Ballet Show, The First Prize Winner Artists of 2007, 2008, 2009, and 2011, The First Prize of 2011, The First Prize of 2010, The First Prize of 2009, The First Prize of 2008, and the First Prize of 2007.)

    You used to love the 23rds of April. You were even saddened somewhat when presents ceased after you grew out of childhood.

    I came to your side before the Ceremony. Nothing alleviates the pain of your absence (or rather “presence in a different dimension” perhaps). I do wish, God willing, that you are happy. If you could have seen better days in this world!

    Monday, March 21, 2011

    Minik kuş...

    Yavrum, bugün Orman'a olağan Mart ziyaretimi yaptım. Bu kez toprağa yedi kozalak da gömdüm. İnşaallah filizlenirler. Kozalakları Orman'ın içinde kalan eski bir çam ağacından aldım. O ağacın yanında dururken siyahlı beyazlı minicik bir kuş ağaca kondu ve ötüp durdu. Az sonra hemen yandaki ardıç ağacına kondu ve sanki ben orada yokmuşum gibi bir buçuk metre ötede ötmeyi sürdürdü. Bana tanıyormuş gibi bakıyordu. Senin balede son rollerinden biri "Minik Kuş" idi. O sendin değil mi kızım?

    Sunday, March 13, 2011

    Sensiz altıncı yıla girdik.

    Kızım, sensiz beş yılı geride bıraktık. Yokluğuna alışamadım.

    Monday, October 25, 2010

    ÖZLEM...

    Cenncenn'im,Meleğim...
    Hiç mi dinmeyecek içimdeki özlemin?O kadar çok özlüyorum ki seni,artık rüyalarıma da girmiyorsun.Oysa çok sık gelirdin rüyalarıma.Yine gel........lütfen.
    SENİ ÇOK SEVİYORUM...
    ABLAN

    Wednesday, September 01, 2010

    Candan ve Leman Arpak Uludağ'da...


    Candan ve Leman Arpak Uludağ'da telesiyejle kayak başlangıç noktasından iniyorlar.
    Bursa, 1990 (?)

    Tuesday, July 20, 2010

    Bugünkü ziyaretim...

    Sevgili Kızım,

    Bugün bir saat kadar önce senin yanındaydım. O sessizlikte seninle konuşabilmeyi diledim. Senin hakkında diğer kişilere anlattıklarımdan hoşnut musun bilmem; hep çok iyi şeyler anlatıyorum da sen nasıl karşılarsın? Sevgiler...

    Thursday, June 10, 2010

    candan'a

    Nihayet bloguna girebildim sevgili Candan ,
    Artık haberlesebiliriz. sanırım. Meral Halan

    Friday, May 07, 2010

    Bir rüya...

    Sevgili Yavrum, 2 Mayıs gecesi seni rüyada gördüm. Yatağının başına gelmiş seni öpmeye çalışıyordum, sen de çocukken yapmayı çok sevdiğin gibi ayaklarını göğsüme dayamış beni itiyordun. "Aman nazar değmesin, pek sağlıklı görünüyor" diye düşündüm, sonra uyandım. Neler hissettiğimi anlamak zor değil.

    Friday, April 30, 2010

    Yalova Termal'de Aslı Arpak ile...

    Güzel Kızım, arkadaşım Ali Mahir Arpak ve ailesi Bursa'ya gelmişti ve birlikte Yalova Termal'e gitmiştik. Sen de Aslı ile Atatürk Köşkü önünde Ali Mahir'in objektifine böyle bakmıştın.

    Thursday, April 29, 2010

    4. Candan Ödül Bayraktar Resim Yarışması...// 4th Candan Ödül Bayraktar Art Competition...

    Sevgili Kızım, adına düzenlenen "Çocuk Gözüyle Bale" resim yarışmasının bu yılkini 20 Nisan 2010'da yaptık. Yine pek güzel resimler vardı. Katılımın biraz az olduğunu düşündüm, yanılıyor da olabilirim. Geçen yılki yarışmanın fotoğraflarını edinemedim, o yüzden bu kez kendim çektim. Hazırlanınca yayınlayacağım. Ece Önür'le karşılaştık ve buna sevindim. Epeyce de konuştuk. Geçen yıl daha sakindim, bu yıl ilk yılki kadar etkilendim ve ertesi gün de kendime gelemedim. Neriman Öğretmen misafirlere bir konuşma yapmamı istedi. O psikolojiyle ne kadar konuşulabilirse konuştum. Eminim sen de aramızdaydın ve bunları biliyorsun; yine de anlatmak istedim. Şu anda otobüsle Eskişehir'den Bursa'ya dönüyorum. Arabamı alıp İstanbul'a geçeceğim.

    ........

    Dear Daughter, the 20th of April was the day of this year's Art Competition "Ballet in the Eyes of A Child" dedicated to your memory. The attendance looked a bit slim to me, but it may be a misperception. The press people did not keep their promise to send me last year's photos so I brought along my own camera this time. I shall publish the photos when they are ready. I was happy to see your fellow ballerina Ece Önür there; we talked quite a bit. Last year I was much calmer; this year I was affected as much as in the first competition and could not recover the next day. Instructor Neriman asked me to deliver a speech to the guests. I spoke the best I could with that psychology. I am sure you were among us and know about all this; I still wanted to let you know. At the moment I am on the coach from Eskişehir to Bursa to pick up my car and return to İstanbul.

    Tuesday, November 17, 2009

    Sevgili Yavrum,

    Seni sık olarak rüyada görüyorum. Ama hep gündelik yaşam parçaları içinde... ATM'den para çekerken örneğin... Anlayamadığım mesajların olabilir mi?

    Allah'a şükür ormanın iyi gidiyor. Kimi fidanlar diz yüksekliğinde, kimileri daha bir karış. Sen de gücünü kullanıp kazadan beladan esirge de güzel bir orman oluşsun.

    İyi olduğuna inanıyorum. Seni kucaklayabilmek isterdim.

    Sunday, February 01, 2009

    2009 ocak... Boston

    Selam Candan,
    Uzun zaman oldu, hayatta alismak denen bir sey soz konusu degil, ozellikle de bir seyin yokluguna. Kabullenmek zor oluyor, sanki hep ertelenen bir bulusmaymis gibi oluyor bir sure sonra. Aklimdasin hep, ama gel sor ki, hayat o kadar savuruyor ki; ne zaman kaliyor, ne sen, ne yapacaklarin, ne yapmis olduklarin.... Bir firtina gibi... Ruzgarin dagdan bir kum tanesi koparmasi gibi var oluyoruz Dunya'da.... Ancak hafizamiz, anilarimiz o kadar bizimle oluyor ki, baska bir seyimizin olmadigini anliyoruz... Hayat bir saniye bile paylasilmis olsa anisi sonsuza kadar yasiyor. Yurekler hissediyor, sevgi ve deger anlasiliyor. Gulumsemen hala orda, tatli cocukluk hatiraliyla ... sevgiler.. Kuzen Yasin

    not: cikmis olan reklam otomatik listelenmis, cok uzgunum. internet iste, ilginc bir buyume gosteriyor... temizledim... :)

    Thursday, November 13, 2008

    Memorial plantation / Hatıra Ormanı....

    Dear Daughter, I am sure you were there beside me while I attended the replenishment of your memorial plantation. I do hope we get a wetter year this time and achieve a near 100% success.

    *******************

    Sevgili Kızım, eminim hatıra ormanının kuruyan ağaçlarının yenilenmesinin başında dururken sen de orada yanımdaydın. Umarım bu kez daha yağışlı bir yıl geçirir, %100'e yakın bir başarı sağlarız.

    Monday, October 27, 2008

    Blog'lara erişimin engellenmesi...

    Sevgili Kızım, blog'lara erişim mahkeme kararıyla engellenmiş. Herkes bu siteyi düzgün amaçlarla kullanmıyor belli ki... Yasin ve arkadaşlar sağolsunlar, siteni yaşatacağız. Seni çok seviyor ve özlüyorum. Hatıra Ormanı'nın aksayan bakımını yoluna sokabilmem için bana yardım et lütfen.

    Friday, July 25, 2008

    23. doğum günün...

    Sevgilim, bugün 23. doğum günün... Ne yapacağımı bilemedim. Parti versem kime? Yalnızca seni çokça yad ederek kutluyorum. Seni her zamankinden de çok seviyorum. Hala bana haberlerini iletmedin.

    Thursday, May 01, 2008

    2. CANDAN ÖDÜL BAYRAKTAR Resim Yarışması...

    Sevgili Kızım,

    Neriman Bekiroğlu, senin adına düzenlediği resim yarışmasının ikincisini de 22 Nisan günü gerçekleştirdi. Pek güzel geçti. Senin ağzından yazılmış bir mesaj içeren gül demeti sundum kendisine: "Neriman Öğretmen, resim yarışmasıyla, bale resitalleriyle adımı yaşatmanız ne yücelik! Keşke bedenimle de aranızda olabilseydim. - Candan Ödül Bayraktar"

    Wednesday, February 27, 2008

    Rüyalar...

    Kızım, seni birkaç kez rüyada gördüm. Yetişkin durumdaydın. Hep düşünüyordum rüyada "Tedavi almıyor ama maaşallah kötüye gitmiyor, demek ki hastalığı yendi" diye... Ancak, sevincin yanında, ertesi gün ne olacağı endişesi hep vardı.

    Uyandığımda ise büyük bir düş kırıklığı elbette...

    Wednesday, January 09, 2008

    Bir rüya...

    İki hafta önce gördüğüm rüyayı uyanır uyanmaz not almıştım:

    Mudanya’da idim galiba, yüzüyorum. Boğulma tehlikesi geçiriyorum. Başımda insanlar kendime geliyorum. Sonra tekrar yüzmeye başlıyorum. Kilometelerce... Sarp bir burnu dönerken yüzen bir köpek ve yavrusuyla karşılaşıyorum. Karaya çıkıyorum. Tahta bir kulübeye giriyorum. İçeride bir yatak var. Uyuyorum. Aşağıdan sesler gelince uyanıyorum. (Arasını hatırlamıyorum) Yine Mudanya Burgaz’dayım sanırım... Bir tatil sitesi... Sosyal tesisin teras katı gibi bir yerde üzerimi değiştiriyorum. Üzerimde mayo var. Koşarak aşağıdaki çardağa iniyorum. Candan ve arkadaşları oradalar. Bir erkek arkadaşının adı Hidayet. Hepsi deniz kıyafetiyle... Denizde bir iskele var. Onun üzerinden yürüyerek ilerideki tepe üzerindeki ahşap tesise varıyoruz. Güneşlenen, konuşan çok insan var. İyi giyimli, şapkalı bir adam o kıyafetle denize atlıyor. Çivileme... Yükseklik 30 m’den fazla. Şaşırıyorum. Boş yer olmasına karşın platformun tam köşesinde direğe dayanmış oturuyorum. Korkuluk falan yok. Birisi hafif itse ya da dengemi hafif yitirsem denize düşerim. Candan da bana iyice dayanmış oturuyor. Baskıyı hissediyorum. Denize düşeceğimden endişeleniyorum ama ses çıkarmıyorum. Az önce denize atlamış olan adam yine aynı giyimli platformun ucuna doğru yürüyor ve bize bakıyor. “Candan, tehlikeli oturuyorsun” diyor. “Acaba başka Candan mı var, bu adam Candan’ı tanıyor olamaz” diye düşünüyorum. Adam yine atlıyor. Herkes platformdan ayrılıp siteye dönmek üzere harekete geçiyor. Ben “Kızım, benim önce üstümü değiştirmem gerek, size yetişmek için önden hızlı gitmem lazım” diyorum, “Tamam baba” diyor. (Sanki Candan orada kalıyor da ben misafirim ya da ayrılacağım.) Koşuyorum. Galiba terliğimi denize düşürüyorum. Rüya, saatin çalışıyla sona eriyor.

    Wednesday, January 02, 2008

    CANDANIM'A....

    Cenncenimmm,bebeğim,
    Zamanla yokluğuna alışırım,acım hafifler sanmıştım.Ama zaman da ilaç olamadı hasretine.Silemedi o acı günü hafızamdan.Daha çok özlüyorum seni ben.Daha dayanılmaz geliyor bazen yokluğun.Çok arıyor oldum senli günleri.Sık sık hatırlıorum ve kaldıramıyorum bazen.Böyle yapmamam gerektiğini biliyorum bebeğim,böyle olmamı istemezdin sen.Ama bazen tutamıyorum kendimi,beni affet.Seni bu kadar özlemem anormal değil.Sen bambaşkaydın.Bambaşka bir dünyaydın,senle her gün yeni bir mutluluk buluyordum.Şimdi sadece senden kalan anılarla mutlu olmam lazım.Elimden geleni yapıyorum ama yetmiyor işte bazen.Sesini özlüyorum.Pes ediyorum yokluğun karşısında.Çünkü seni çok fazla seviyorum bebeğim,çok fazla...
    Geçtiğimiz haftalarda bir öğrencimin babasının cenazesi için geldim bir kaç saatliğine Bursa’ya.Senden sonra ilk kez ve yine bir cami avlusundaydım.Seni ziyaret etmek için deli oluyordum ama servise bağımlıydım ve zamanım yoktu.Bu beni daha da üzdü.Oradaydım ama sana gelemiyordum.O gün ne kadar üzüldüğümü tahmin edemezsin.Seni,kocaman gözlerini,kardeşim olmanı kesinlikle unutamıyorum.
    Geçen gece rüyama girdin.Seni ne kadar özlemiş olduğumu hissettin galiba.Tamamını hatırlıyamıyorum.Uzunca bir rüyaydı ya da bana öyle geldi bilemiyorum.Hatırladığım tek şey seni ziyarete geldiğim,senin dikdörtgen şeklindeki beton bir mazer taşının üzerinde cenin pozisyonunda yatışın,Sana doğru geldiğimde ise başını kaldırıp bana bakarak gülümsemen ve oradan kalkıp yanıma gelip elimi tutman,sonra gezdik senle ama diğer detayları hatırlayamıyorum.Bir de saçlarını hatırlıyorumJSaçlarını tepede toplamıştın at kuyruğu yapmıştın.Yüzünün tüm güzelliği,özellikle gözlerin çıkmıştı ortaya.O halin hiç gitmiyor gözümün önünden.
    Bu gün facebook’ta gezinirken bir baktım Seda Hoca KOÇDANS diye bir grup kurmuş.Sitedeki resimlere bakarken Seda’nın senin resimlerini de koyduğunu ve Candanımmm diye yazdığını gördüm.Herkes seni çok seviyor gördüğün gibi.Kesinlikle unutulmazsın bebeğim.Hepimizin hafızasında,hayalinde,güzel anılarındasın bun u bir kere daha anladım.Sedacım harikasın çok teşekkürlerJ
    SENİ ÇOK SEVİYORUM...Ve bunu söylemekten asla bıkmayacağım ve vazgeçmeyeceğim.KALBİMDESİN.
    ABLAN.

    Sunday, December 23, 2007

    Bayramlar gelip geçiyor...

    Yavrum, tekrar bayram geldi. Mutlu olamıyorum bayramlarda... Kabrini de ziyaret edemedim.

    Dün Öyküm’ün nişanına davetliydim. Zaman zaman bir hüzün çöktü ki sorma... Önceki nişana seninle gitmiştik.

    Geçen seni rüyamda gördüm. İki arkadaşının ortasındaydın, sıra halinde odaya girdiniz ve yine sırayla bana merhaba dediniz. Lise yaşlarındaydın ama üzerinde kırmızı çizgili beyaz çocukluk elbisen vardı.

    Sunday, December 16, 2007

    Aslı Günal ışıltılı günlerden anılar gönderdi. Seda Hanım'ın albümünden...







    Halk dansları yarışması Türkiye üçüncüsü grup ve Topkapı Sarayı Harem dansı...

    Tuesday, November 13, 2007

    Candan - Başak




    Saturday, October 27, 2007

    merhaba

    candan naber? Nasilsin? buralari sorma... taslar ayni, hamamcilarin hamamalrla alakasi yok.. huzura erismek zor...

    Saturday, October 13, 2007

    Bayram...

    Sevgili Kızım,

    Çok zamandır seni ziyaret edemedim. Bayramın kutlu olsun. Sensiz üçüncü bayram...

    Thursday, October 04, 2007

    Rüya ama nasıl?

    Bir hafta önce Candan'ı rüyamda gördüm. Normal görünüyordu, hasta gibi değildi; ancak yüzünde bir durgunluk vardı. Bir toplu taşım aracındaydık. Bana biraz bezgin bir halde soruyordu: "Ama baba bu hapları daha ne kadar alacağım, ne zaman geçecek bu hastalık?"

    Kızımı böyle görmek istemiyordum, ama rüyanı seçemiyorsun.

    Wednesday, July 25, 2007

    The second birthday without you - "would have been"s...

    Dear Daughter, this is the second birthday without you. I visited your grave again, but this time I was not alone to savour the peace of being with you. I had to have a quarrel with the bloke decorating your grave. That was for your sake, but it should have been different. I hope you did not mind. I could not stay over because I was upset and it was too hot. Apologies...

    You would have been 22 with a double major of molecular biology and dance. I would have felt tears roll down my cheeks watching you pick up the diplomas. You would have stepped towards me in your gown and introduced a crowd of new friends around. A young man would have been eyeing me up furtively at a distance, and finally making his way to me stretching a hand. You would have scheduled a short holiday in Cuba before taking up work at the research department of Pfizer. You would have hired a suitable hall and staff for the dance school long planned. I would have been somewhat uneasy for fear of not being able to see you often enough.

    Thursday, July 12, 2007

    Candan'ın Hatıra Ormanı tabelası ve telörgüsü tamamlandı ///


    Geçen hafta Candan'ın Hatıra Ormanı'nın tabelası Kastamonu'da yaptırılıp yerine takıldı. Tabela yukarıdaki gibidir. Ayrıca küçücük fidanların hayvanlar tarafından ezilmesini engellemek için ormanın çevresi dikenli tel ile çevirildi. Kızımın ruhu hoşnut olmuştur inşaallah.

    Monday, July 09, 2007

    Canım benimm. Beni hiç yalnız bırakmıyorsun rüyalarımda. Hep dua ediyorum nolur bana rüyalarımda görün diye. Demek ki beni duyuyorsun. Çok özlüyorum seni. Temmuz geldiği zaman hiçbişeyden zevk almamaya başlıyorum sanki. Çok sıkılıyoruz sensiz.

    Ama sen beni yalnız bırakmadın rüyalarımda yine.



    Çilek en sevdiği meyvelerdendir Candan'ın. Sevip de yiyemediği için çok üzülürdük. İki gün önce muhteşem bir rüya gördüm. Candanım upuzun kıvırcık saçlarıyla o kadar güzeldi ki. Elinde kocaman bir tabakla bana doğru geliyor. Bakıyorum acaba elinde ne var diye. Candanın elinde kocaman bir tabak dolusu çilek... Korkuyorum birden. Candan yememen lazım ama çilek yasak sana diyorum. Ben sana başka istediğin bişey alırım...

    Candan herzamanki parlak gözleriyle bana gülümsüyor ve artık çilek yiyebiliyorum. Hem de istediğim kadar diyor. Çilek bana yasak değil. Çok iyiyim... Sevinçten koşup Candan'a sarılıyorum.

    Uyandığımda o kadar mutluydum ki. Candan yanımda diildi belki ama bence bana bir haber getirmişti kendisinden. Ben eminim çok mutlusun canım benim. Kocaman çileklerden de yiyebiliyorsun, küçük lokumlardan da... Hem de istediğin kadar. Çağıl'ın rüyasındaki gibi üzerinde lise formasıyla var gücünle koşturup duruyorsun da hiç yorulmadan eminim.



    İkizlerin seni çok seviyor. Ama çok da özlüyor. Keşke bir çaresi olsa...

    Özge

    Wednesday, July 04, 2007

    Rüya bildirimi...

    Bir arkadaşım rüyasını bildirdi:

    “Yine kıpır kıpır, seke seke yürüyen bir kız çocuğu gibi; hareketli, konuşkan, capcanlı bir genç kız. Sana takılıyor, sitem ediyor, şaka yapıyor, naz yapıyor. Bir yerden gelmiş, günübirlik dönecek. Bir an bile atlamıyor sana takılmadan, tadını çıkarıyor adeta. Candan'ı birkaç defa görmüştüm fakat onu bu kadar keyifli, neşeli, mesut ikinci görüşüm. Bir ara seni eleştirdi ve sen bunaldın, uyumaya gittin ve gerçekten uyudun. Candan da ‘Bakın kaçtı kaçtı’ diye nasıl eğleniyor, nasıl gülüyor! Senin ‘olmazsa olmazlarına’ nasıl ‘olmasa da olur’ diye muziplikler yapıyor! Bir baba-kız sataşması bu kadar güzel ve tatlı olabilir. Her defasında hayattayken tanıyamamış olduğuma çok üzülüyorum, ruhu şad olsun.”

    Tuesday, June 26, 2007

    Ozlemin başa çıkılası değil...

    Sevgili kızım, ban seni anımsatmayan hiçbir şey yok. Sıcak bile ne anıları canlandırıyor. Sabah erken öpmek için yanına sokulduğumda "Ay aman öf babaaaa, zaten sıcak" diye öte yana dönmen...

    Seni her geçen gün artan bir şekilde özlüyorum ve bana kendini göstermeni bekliyorum.

    Tuesday, June 19, 2007

    "Für Elise" eşliğinde bale... /// Ballet to "Für Elise"...

    Ve Neriman Bekiroğlu yine muhteşem bir fikirle Candan'ın anısını ölümsüzleştirdi. 18 Haziran 2007 akşamı Bursa'da Barış Manço Kültür Merkezi'nde Neriman Bale Okulu'nun resitali gerçekleşti. Neriman Bekiroğlu'nun koreografisini yaptığı "Turuncu" adlı dans, Candan'ın 2000 yılında vermiş olduğu piyano resitalinde çaldığı "Für Elise"nin kaydı eşliğinde yapıldı. Dans adını Candan'ın en sevdiği renkten alıyordu ve Candan'a ithaf edilmişti.

    Resitalin kapanışında Neriman Hanım'ın sürç-ü lisanı şaşırtıcıydı: Bale okulundaki yardımcısı Canan'a teşekkür ederken "Candan" diye hitap etti! Yorumunuza açık...

    --------------------------------

    And Neriman Bekiroğlu has come up again with a magnificent idea to immortalize Candan's memory. Neriman Ballet School gave a ballet recital at Barış Manço Cultural Centre in Bursa on the evening of 18 June 2007. The dance called "Orange", which Neriman Bekiroğlu choreographed, was peformed to the live recording of "Für Elise" played by Candan in a piano recital back in 2000. The dance took its name from Candan's favourite colour and was dedicated to Candan.

    Ms. Neriman's slip of tongue at the closing address was bewildering: She called Canan, her subordinate at the Ballet School, "Candan"! Open to your interpretation...

    Friday, May 18, 2007

    Candan's miracles (?) /// Candan'ın mucizeleri (?)

    Neriman Bekiroğlu has made some corrections in 4:

    Candan's mother reported the following paranormal experiences:

    1. It was the time of Soren's visit. They got a lift to the coach terminal to see Soren off. While they were waiting for the departure time, the alarm of Candan's cell phone started buzzing without anybody having fiddled with it.

    2. They were having the 40th day prayers at home. A plant in the doorway flowered in full blast all of a sudden. A florist said he had never seen nor heard of that kind of plant ever flowering. The flowers smelled wonderful, too, the intensity increasing each time Candan's favourite people dropped by.

    3. Ece, Candan’s friend from primary school and ballet school, told of her dream. Candan appeared to her and said “I am educating small children here.”

    4. Candan’s ballet teacher, Neriman Bekiroğlu, also attended the 40th day prayer. She sat beside Candan’s mother. A dragonfly flew in and started circling over the two in turn. After a while someone around attempted to wave the insect off. Candan’s mother and Neriman Bekiroglu told her not to. Everybody was surprised.

    Ms. Bekiroğlu returned to the ballet school. The secretary wanted her to have a look at the new screensaver picure on the PC. To Ms. Bekiroğlu’s unbelieving eyes it was a dragonfly.

    The next day was Ms. Bekiroğlu’s birthday. Her husband gave her a necklace as present. Guess what was on the end of it? But a golden dragonfly.

    --------------------------------------------------------------

    Neriman Bekiroğlu 4. maddede bir düzeltme yaptı:

    Candan’ın annesi aşağıdaki olağan dışı yaşantıları bildirdi:

    1) Soren’in ziyarete geldiği zamanmış. Soren’i uğurlamak üzere bir arkadaşın otomobiliyle otobüs terminaline gitmişler. Kalkış saatini beklerlerken Candan’ın cep telefonunun alarmı kendiliğinden çalmaya başlamış. Cep telefonunu elleyen kimse yokmuş.

    2) Evde 40. gün duası yapılıyormuş. Birden apartman boşluğunda duran bir bitki salkım saçak çiçek açmış. Bir çiçekçi o tür bitkinin daha önce çiçek açtığını ne gördüğünü, ne de duyduğunu söylemiş. Çiçekler harika da kokuyormuş ve koku Candan’ın sevdiği kişiler uğrayınca belirgin şekilde artıyormuş.

    3) Candan’ın ilkokul ve bale okulu arkadaşı Ece rüyasını anlatmış. Candan ona görünmüş ve “Ben burada küçük çocukları eğitiyorum” demiş.

    4) Candan’ın bale öğretmeni Neriman Bekiroğlu da 40. gün duasına katılmış. Candan’ın annesinin yanında oturuyormuş. Bir yusufçuk uçup gelmiş ve ikisinin başları üzerinde sıra ile dönmeye başlamış. Bir sure sonra gruptakilerden birisi eliyle böceği kovalamaya yeltenmiş. Candan’ın annesi ve Neriman Bekiroğlu yapmamasını söylemiş. Herkeş şaşırmış.

    Neriman Hanım bale okuluna dönmüş. Sekreteri bilgisayara yeni bir ekran koruyucu resim koyduğunu, bir göz atıvermesini söylemiş. Neriman Hanım’ın hayrete düşmüş gözleri ekranda bir yusufçuk resmi görmüş.

    Ertesi gün Neriman Hanım’ın doğum günü imiş. Kocası ona bir kolye hediye etmiş. Ucunda ne var idiyse beğenirsiniz? Altın bir yusufçuk.

    Saturday, May 05, 2007

    Candan and pas-de-deux in Les Sylphides

    Ahmet Vefik Pasa Theatre, Bursa, June 2001

    Wednesday, May 02, 2007

    Candan as Blue Bird in Sleeping Beauty... /// Candan Uyuyan Güzel'de Mavi Kuş...




    Ahmet Vefik Paşa Theatre, Bursa, June 2003 /// Ahmet Vefik Paşa Theatre, Bursa, Haziran 2003

    Thursday, April 26, 2007

    Candan'ın anısına düzenlenmiş olan bale gösterisi... /// Ballet recital in Candan's memory

    Haziran 2006'da Candan'ın anısına Neriman Bale Okulu tarafından sergilenen bale gösterisinde Neriman Bekiroğlu ilkesini bozarak Albinoni'nin "ADAGIO" eseri eşliğinde dans etmişti. Ekranda Candan'ın dans eden hayali görülüyor. /// Ballet teacher Neriman Bekiroglu broke her principle and danced to "Adagio" by Albinoni in the ballet recital organized by Neriman Ballet School in Candan's memory in June 2006. Candan's dancing image is seen on the screen.

    Monday, April 23, 2007

    Candan Ödül Bayraktar Resim Yarışması /// Candan Ödül Bayraktar Art Competition

    Candan’ın en büyük tutkusuydu bale... Böylece bale öğretmeni Neriman Bekiroğlu ile onsekiz yıllık bir işbirlikleri oldu. Bağlılığı o kadardı ki, İstanbul’a açılma olanaklarını bile geri çevirdi sevgili kızım... Vefatından en çok etkilenen kişilerin ön saflarında Neriman Öğretmen vardı. Onun anısına 2006 Haziran’ında bir bale resitali düzenledi. Fotoğraflarını bale okuluna koydu. “Candan benim için çok çok özel birisiydi” sözlerini her görüşmemizde duydum.

    Bu yıl ilköğretim okulları arası bir resim yarışması açtı. 21 Nisan 2007 Cumartesi günü yarışmanın ödül töreni vardı. Ve Neriman öğretmen, bu yarışmanın geleneksel olarak her yıl yapılacağını ve, ilkinden başlamak üzere, adının “Candan Ödül Bayraktar Resim Yarışması” olduğunu ilan etti. Bir baba için böyle bir jestin değeri açıklanamaz. (Fotoğraflar yakında yayınlanacak)

    Neriman Bekiroğlu’nun Candan anısına yaptıkları bitmiyor. Önümüzdeki Haziran bale gösterisinde eşliğinde dans edilmek üzere “Für Elise”nin (Ludwig van Beethoven) Candan tarafından 2000 yılında yorumlanışının kaydını istedi.

    Candan’ın sevenleri sizi çok seviyor Neriman Hanım... Sağolun. Ne iyi ediyorsunuz! Her şeyin iyisi sizinle olsun.


    Ballet had been Candan’s greatest passion. So she and ballet teacher Neriman Bekiroğlu had had an eighteen-year cooperation. It had been such a devotion that my dear daughter could not have cared less for even prospects of staging her skills in İstanbul. Teacher Neriman has been on the front ranks of people most affected by her passing. She organized a ballet recital dedicated to Candan in June 2006. She exhibited her photographs at the ballet school. “Candan was a very very special person to me” were the words I heard every time we met.

    This year she opened an art competition among primary education schoolchildren. There was the award ceremony on 21st April 2007. And Teacher Neriman proclaimed that the competition would be a traditional annual event and called, from the very first onwards, “Candan Ödül Bayraktar Art Competition”. The value of such an act is beyond expression for a father. (Photos are to follow soon)

    Neriman Bekiroğlu never quits coming up with something in Candan’s memory. She asked for the recording of Candan’s piano interpretation (in 2000) of “Für Elise” (Ludwig van Beethoven) to choreograph a dance to it for this June’s ballet show.

    Those who love Candan love you very much, Neriman Hanım. Thank you. What good things you are doing! May the best of everything be with you.

    Tuesday, April 17, 2007

    Dream /// Rüya

    I saw Candan the night before, but again not as I expect. She was in her late teens this time. We quarreled throughout over trifles.

    -----------------------------------

    Evvelki gece Candan'ı gördüm, ama yine beklediğim gibi olmadı. Bu kez 17-18 yaşlarındaydı. İncir çekirdeğini doldurmayacak şeyler üzerinde tartışıp durduk.

    Tuesday, April 10, 2007

    Sevgili Yavrum - her geçen gün özlemin artıyor /// My dear daughter, every passing day I miss you more

    Candan'ım, Anadolu Üniversitesi Misafirhanesi'nin barında oturup Jill'in son mesajını çevirdim ve az önce yayınladım. Sık sık sevdiğin parçalar çalıyor. Onları dinlerken eşlik edişini, dans edişini bire bir anımsıyorum.

    Bugün seni yine ziyaret ettim. Bir kez daha çaresizliğin burukluğunu tattım. Ama beni izliyor olabileceğini düşünüyor ve biraz yatışıyorum. Hep Allah'a dua ediyorum "Onu bana göster, beni ona eriştir." diye... Bana ne zaman görünüp heber vereceksin?

    ------------------------------------

    My dear Candan, I have translated and just published Jill's last blog sitiing at the bar of Anatolia University Guest House. Frequently your favourite pieces of music are on air. Listening, I recall exactly your accompanying them and dancing to them.

    I visited you again today. Once more I felt the bitterness of helplessness. But I think you might be watching me and feel a bit of consolance. I always pray God "Show her to me, let me reach her." When are you going to appear to me and give your news?

    Saturday, March 31, 2007

    It's spring here, Candan

    The seasons move on. We all get a little older, except for you, sweetheart, forever young. I haven't written in a while, swamped as usual with copyediting work, but I write now to tell you that you're in my thoughts every day, nevertheless, no matter how busy or filled with deadlines the day always seems to be.

    Suddenly I looked up from my work today, and I missed you. It's getting close to graduation time at Connecticut College, and I see in my mind's eye the beautiful young lady who should be smilling her brilliant smile, crossing the stage to shake hands with the new president and take her diploma in biology. You will be with us that day, sweetheart.

    Much love, Jill

    --------------------------

    Burada bahar oldu, Candan

    Mevsimler ilerliyor. Hepimiz az az yaşlanıyoruz, sen hariç tatlım, sonsuza kadar genç kalacak sen hariç. Bir süredir yazmadım, her zamanki gibi metin düzenleme işinin batağına saplanmıştım, ama şimdi yazıyorum sana her gün düşüncelerimde olduğunu söylemek için, her şeye karşın, gün her zaman ne kadar yoğun ve yetiştirilmesi gereken işlerle dolu olsa bile…

    Bugün birden işten başımı kaldırdım ve seni özledim. Connecticut College’de mezuniyet zamanı yaklaşıyor. Zihnimin gözünde ışıl ışıl gülümsemesini gülümseyen, yeni rektörle el sıkışmak ve biyoloji diplomasını almak için sahneyi uçtan uca geçen genç güzel hanımefendiyi görüyorum.

    O gün bizimle olacaksın tatlım.

    Çok çok sevgiler…

    Jill